Takvim yine bu kara ayı gösteriyor anneciğim, Aralık ayını. Tam onyedi gün sonra hayatımın tamamen değişmesinden üç yıl geçmiş olacak. Bu sene tekrar senin canın için bir iyilik yapmayı düşünüyorum, bu sene tekrar belki o hastaneye gidip, tekrar küçük çocuklara mutluluk dağıtmayı düşünüyorum... aslında ne de yapsam her zaman bana yetersiz geliyor, sanki ne de yapsam senin uğruna çok az şey yapmış olduğumu düşünüyorum. En azından uğraşıyorum anne, ne bileyim. Seni de çok özlüyorum ne diyebilirim ki, bazen kendimi buzdolabında asılı olan fotoğrafına konuşuyorken buluyorum... bazen aklımı mı kaybediyorum acaba diye düşünürken diğer yandan da gayet normalmiş gibi davranıyorum. Her gün aklımdasın, her gün içimdesin, her gün ufak tefek şeyler içindesin, en küçük şeyler bile seni hatırlatıyor. Yavaş yavaş sana dönüşüyorum biliyor musun anne, senin yaptığın hataları ben de yapıyorum artık, senin gün içinde yaptığın her şeyi detayına kadar aynen senin gibi yapıyorum... o kadar çok sevdiğin arabanı ben sürüyorum, aşık olduğun o kahveleri ben tüketiyorum, bırakmanı ısrarla söylediğim o sigaraları ben içiyorum artık, hatta insanlara bile seni anımsatıyorum biliyor musun? Dün, işten geldiğimde yorgun halimle balkonda bir kahve içiyordum. Saçlarımda bile senin taktığın o tokalardan birinden vardı... senin saçlarını tuttuğun gibi aynı şekilde ben de saçlarımı toplamıştım. Uzaktan, bir komşunun yürüdüğünü fark ettim gözlerim yine uzaklara dalmışken, bir zamanlar sonsuz sohbetleriniz olan o komşu tam karşımdaki yoldan geçiyorken, bir an donuk baktı gözlerime, adımları duraksadı birkaç saniyeliğine donup baktı bana. "Seni kimse benzettiğimi söylesem..." dedi, gülümsedim çünkü anlamıştım, başımı onaylı bir şekilde sallayıp ona baktım. "Vallahi annen sandım, kusura bakma seni üzüyorum belki ama aynı annensin. Bir an boşluğuma geldi sana onun ismi ile hitap edecektim..." dedi. "Ne alâ" dedim "Ben mutlu oluyorum ona benzetiliyorken, ne güzel halâ onun hatırasını canlı tutabiliyorsam" komşu başını sallayıp eğdi "Ah kızım, özlem giderdim sanki" dedi. Cevaplamadım, ama içimden keşke ben de özlemimi giderebilsem dedim...
Çoğu insan seni hatırlıyor anne, aklına bile gelemeyecek insanlar bile seni hatırlıyor. Meselâ her sabah kardeşime, okula gidiyorken, simit aldığın fırındaki çalışan o kadın... geçenlerde benim iş yerime geldi oğluna ve kızına hediye almak için ve bir anlığına gözlerime derin derin baktı. O gurur sözlerini tekrar bana söyledi "Aynı annensin". İnsanlar bunu ne şekilde söylüyor bilmiyorum ama ben gerçekten de gurur duyuyorum. "Ne dertleri vardı kadının" dedi "her şeye yetişmeye çalışıyordu, bütün gün koşuşturuyordu" . Herkes tanıyordu ve herkes biliyordu seni... herkes tarafından çok seviliyordun. Senin gibi insanlar yok artık be anne etrafta, senin kadar iyimser, senin kadar temiz kalpli...
Bazen kötü birisine dönüştüğümü düşünüyorum. Haklı mıyım bilmiyorum ama yorgunluk baya çöktü üzerime... bazen çok sinirliyim, bazen çok hassas, bazen olumsuz tepkiler veriyorum, bazen de alttan alıyorum. Yani anlayacağın sürekli modum bir iniş çıkışlarda. Başka biri benim yerimde olsa, delirirdi heralde, aklını kaybederdi büyük bir ihtimal, biliyorum. Benim yorgunluğumu göz ardı edip, onca kırgınlıkları taşımaktan ne kadar tükendiğimi görmeden bana sadece "çok güçlüsün" diyor. Güçlü müyüm gerçekten bilmiyorum ama tükenmiş olduğum kesin. Senin için sürekli dua ediyorum, melekler heralde sana haberi iletiyordur. Bazen yorgunluğum bana hiçbir şey yapmaya ne vakit ne izin vermiyor... her günüm aynı şekilde devam ediyor ve ben her gün küçük adımlarla sona yaklaşıyorum.
Depresyonda mıyım bilmiyorum ama son üç senedir hep böyleyim. Tek bildiğim şey her gün biraz daha fazla sana dönüşüyorum... dış görünüşü benzerliğimizden öte, galiba kaderimiz de aynı be anne.
Seni çok seviyorum ve de çok özledim anne, çiçek bahçende bir gün görüşmek üzere...